Created by Mikail KEREK
English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

Muhteşem Doğa Olayı : Aurora


Aurora gerçek anlamda yalnızca astronomlar tarafından görülebilen ve göze hitap eden bir doğa olayıdır. Kutuplardan kısmen gözükebilmesi mümkündür. Kuzey kutbundan görülenler kuzey ışıkları (aurora borealis), güney kutbundan görülenler güney ışıkları (aurora australis) olarak isimlendirilir. Aurora doğa olayının temel kaynağı, güneş lekelerine neden olan güneş patlamalarıdır.
Güneş dev bir plazma kütlesidir. Bu dev plazma küresinden kopup güneş rüzgarlarıyla Dünyamıza gelen elektrik yüklü parçacıkların dünya atmosferine yapabileceği muhtemel etkiler Dünya’ nın manyetik alanı tarafından engellenir. Bu manyetik alana manyetosfer denir. Güneşin oluşturduğu yüklü parçacık hareketi, manyetosfer tarafından saptırılarak kutup bölgelerine doğru itilir. Bunun sonucunda yüklü parçacıklar kutup bölgelerinde, atmosferde bulunan oksijen ve azot atomlarıyla çarpışarak onların iyonize olmasını sağlar. Böylelikle bir ışıma gerçekleşir. Bu ışımalar renk tayfı olarak gözenir. Bu renk tayfları özellikle yay, bulut ve çizgi şeklinde atmosferin yaklaşık 100 km ile 1000 km yükseklikleri arasında ve yatay düzlemde binlerce kilometre uzunluğunda oluşur. Genellikle yeşil renkte görünen auroralar çok yükseklere çıkıldığında kırmızı ve pembe renkte görülebilir.

Prince Of Persia Two Thrones


           Prince Of Persia Two Thrones





İlk üç sefer sadece prenses içindi. Sonra zamanın kumları serbest bırakıldı. Her şeyi bir hiçlik gibi yutan lanetin karşısındaki tek engel "O" idi. Prens, her şeyi eski haline getirdiğini düşünürken kendi kaderinin kırılmasına sebep oldu. Sırf gelecek için ecel ile dans etti. Şimdi Babil'in ona ihtiyacı var ve seçim yapması gerek. Zincirli ve karanlık olan taraf mı, yoksa kaybetmek üzere olduğu her şey için aydınlık mı?

İnanın şuan ellerim klavyede bu satırları yazarken o kadar mutlu ve müteşekkirim ki anlatamam. Çünkü bu yıl beni en çok heyecanlandıran ve piyasaya çıkışını dört gözle beklediğim yegane önemli oyunu sizlere ben aktarmaktayım. Bu benim için gerçekten de önemli bir şey. Bildiğiniz gibi Prince of Persia adından sıkça söz ettiren, tartışmalara konu olan, çıkış tarihi en çok merak edilen özel isimlerden biridir. Bu yüzdendir ki benim tarafımdan da sürekli "hassasiyetimdir" diye ifade edilen her Prince yapımı çıktığı dönem diğer oyunlardan ayrı bir kefeye konulur. Yaklaşık on altı yıl önce piyasaya çıkan ilk versiyon olsun, son 3 yıl içerisinde çıkan yeniden yapım versiyonlar olsun aldıkları olumlu olumsuz eleştirilerle o dönemler sayfaları işgal etmeyi bilmişlerdi. Prensin bu son macerasının da diğerlerinden farklı olmadığı kesin. Ama sadece olumlu eleştirilerle...

Eminim herkesin Prince of Persia ile tanışma hikayesi birbirinden farklıdır. Benim seriyle tanışmam PC ile değil Atari ile olmuştu. O yıllarda oyun benim için normal bir platform oyunundan farklı görünmemiş, hatta hayli sıkıcı ve gereksiz bir şeymiş gibi gelmişti. Bunun nedeni belki türevleri (rakipleri diyeceğim ama o zamanlar hangi atari oyunu Prince of Persia ile aynı kulvarda yarışabilirdi ki?) gibi basit ve sadece eğlence amaçlı olmamasıydı. Daha komplike, daha sınırlı olan oyun yapısı profesyonellere yönelik olduğunu kanıtlıyordu. Bütün o tuzakları geçip, yıkılan kolonlardan sıyrılıp sadece kılıca ulaşmak daha sonra geldiğimiz yerlerden geri dönmek falan bana hayli sıkıcı gelmişti. O yüzden üzerinde çok fazla oyalanmadan oyundan uzaklaştım. Aslında daha sonra ikinci oyunu bilgisayarı olan arkadaşlarda görmüş olsam da o vakitler bana "bu Alaaddin olm senin oyun başka" diye yutturmuşlardı.:D

1000 Mhz işlemci
256 Mb RAM
1 GB HDD
Geforce 3
Ekran kartı
365 MB Hard disk

Kurulum

Winrarı indirdikten sonra bir klasöre çıkarın sonra oyuna girebilirsiniz


FaceBook Skandalı


Facebook skandalı kabul etti

Facebook, Google'ı karalamak için ajans tuttuğunu kabul etti. Peki şimdi ne olacak?













GİZLİ HABER SOKARAK BAŞLADILAR

Sabah'ın haberine göre, sosyal ağ sitesi Facebook'un patronları Burson-Marsteller adlı halkla ilişkiler(PR) firmasından gazetelere habersokarak gizli bir kampanya başlatmasını istediler. PR firması da Google'ın yeni sosyal ağ hizmeti Social Circle aleyhine felaket tellalığı yapan hikayeler yaymaya başladı.
KARALAMACI BLOGGER TUTULDU 

Karalama kampanyasına yönelik plan ise, Burson Marsteller'in ABD'de önde gelen mahremiyet savunucularından Christopher Soghoian'a Social Circle hakkında bir blog yazmasını istemesiyle ortaya çıkmış.
Fakat Soghoian bu olayın arkasında kimin olduğunu bilmek istedi. Burson Marsteller isim zikretmeyi ret edince de onun elektronik postalarını çevrimiçi olarak yayınladı.
VE FACEBOOK AÇIKLAMA YAPTI


Bir Facebook sözcüsü ise kampanya ile ilgili olarak "Üçüncü tarafların, insanların kendi Facebook hesaplarında bulunan bilgileri kullanmalarını ve toplamalarını onaylamadıklarının doğruluğunu ortaya koymak istedik" dedi ve devam etti "Kesinlikle bir "karalama" kampanyası yürütmeyi düşünmedik ve bu yönde bir girişimde bulunmadık. Amacımız, insanların Facebook hesaplarından ya da aldıkları diğer hizmetlerden edinilen bilgilerin Google Social Circles için kullanılmasını onaylamadığının üçüncü kuruluşlar tarafından da teyit edilmesiydi ki nitekim biz de bu amaçla bilgi kullanımını ve teminini onaylamıyoruz. Burson-Marsteller'den bu konuya dikkat çekmesini ve bunu yaparken tüm medya kuruluşları ve analistler tarafından bağımsız olarak teyit edilebilecek halka açık bilgileri kullanmasını istedik. Bunlar ciddi konular ve biz de bu konuları daha ciddi ve şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşmalıydık."
kaynak:http://www.hurriyet.com.tr

Bilim UFO'lara Karşı mı?


Bilim Ufolar İçin Ne Diyor?

Astronot Albay Gordon Cooper, Avustralya üzerinde büyük bir UFO ile karşılaşmış, dünya diline benzemeyen konuşmalar kaydetmişti ama kendisi bunu sonradan reddetti. Bir yol sonra Kasım 1978´de ondan bir mektup aldım ve nihayet kendisiyle konuştuğumda uzay uçuşlarında birçok kez UFO´larla karşılaştığını, başka astronotların da böyle şeyler yaşadıklarını ama konuşmamaları için uyarıldıklarını söyledi..."


Yazar Sidney Sheldon
"Atmosferimizde ve hatta yeryüzünde insan yapısı nesneler veya bilimin tanıdığı fizik güçlerin dışında nesneler bulunduğu kanıtları çok artmıştır. Sözlerine inanılması gereken insanlar böyle nesneleri gördüklerini söylüyorlar..." 1971-73 arasında Britanya Genelkurmay Başkanı Lord Hill-Norton
" Bazı raporlar bize gizli askeri üslerimizin üstünde yaşadışı uçan araç trafiğinin bulunduğunu gösteriyorlar. Güvenilir insanlar bu aracı yakından gördüler... Araçlarda bir işaret veya tanıtıcı bir amblem yoktur. Bunlar kim ve nedir? Neden hava sahamızı ihlal ediyorlar?" Tümgeneral Erik Reuterswaerd-İsveç
" Bunların roket olmadıklarını anladık, ancak daha fazla bir araştırmaya giremeden yabancı yetkililerle konuşan askeri yetkililer araştırmayı durdurdular..." Prof. Paul Santorini, bilim adamı- Yunanistan
" Garip şeyler görüldüğü artık kesindir. Aklı başında olup ta birşey gördüğünü iddia eden inanılır insanların sayısı gittikçe artmaktadır." General Lionel Max Hassin, NATO Savunma Koordinatörü ve Fransa Hava Kuvvetleri Komutanı 
Bilim ufoları sevmiyor
Bilim dünyası tarafından 2000 yılında Michigan´da düzenlene panelde , ufo olaylarının üzerine odaklanırken fiziksel kanıtların bazıları kalite veya yeterlilik yönünden sorgulanıyordu. Özellikle fotoğraflar, radar kayıtları, taşıtların karıştırılması, uçuş teknolojilerinde görülen veya yaşanan sorunlar, görünür çekimsel veya atıl enerjiler, topraküstü izleri, bitkilerin zarar görmeleri, tanıklardaki psikolojik etkiler ve kalıntılar üzerinde duruluyordu. UFO ilişkilerini anlatan raporların bir kısmı toplumsal sağlık bakımından tehlikeli bulundular. Bazı tanıklar radyasyon benzeri yanıklardan zarar gördüklerini anlatıyorlardı. Bu tür iddialar panelistleri olası sağlık riskleri üzerinde durmak için tıbbi araştırmaların gerekliliğine yöneltti. Bilimsel görüşün temeli rapor edilen olayların çoğunluğunun nadir raslanan doğal olaylar olduğu yönündeydi, yüksek düzeydeki elektriksel ortamlarda (Şimşeklerin yoğunlaştığı anlar) veya radar yanılgılarında (radar dalgalarının atmosferik etkiler tarafından etkilenmesi gibi) benzer olaylar yaşanıyordu. Buna karşın, panelde UFO´ların veya UFO´larla ilgili bazı fenomenlerin bir inanç veya moda olarak yorumlanması doğru bulunmamış ve üzerinde durulmamıştı. Oysa böyle bir konuda bilimin desteği şarttı.
Kanıtlarla ilgili daha gelişmiş analizler konusunda ise panel pek istekli değildi, bazı raporların veya tanıklıkların daha iyi aydınlatılması gerekiyordu. Birçok tanınmış UFO soruşturmacısı bilimsel komite tarafından yetersizlikle suçlandılar, öncelik tanınmadı ve gereken bilimsel önceliğe hak kazanamadılar yani yeterince dikkate alınmadılar. Bunun bir nedeni de, bu tür UFO araştırmacılarının daha ziyade, çok bilinen klasik UFO olaylarından sürekli söz etmeleriydi. Komite yeni verileri istiyor ve onlarla ilgili bilimsel analizleri soruşturuyordu, olasılıkla yeni ortaya çıkan yani taze kullanılabilir bilgilerle yola çıkılarak UFO sorunu çözümlenebilir veya anlaşılabilirdi. Komite böyle düşünüyordu. Buna karşın tüm negatifliklere, eksikliklere ve katı görüşlere rağmen sonuçta şöyle bir yorum yapılmıştı;
1. UFO sorunu basit değildir çünkü benzersiz ve evrenseldir.
2. Ne olursa olsun açıklanamayan gözlemler yine de vardır, bu da bilimin yeni çalışmalara girip bilgisini arttırması gereğini getirir.
3. Çalışmalar olaylara yönelmeli, bağımsız bir çizgide sürdürülmelidir.
4. UFO toplumu yani UFO´lara inananlar ile fizik bilimciler arasında sağlıklı bir ilişki kurulmalıdır.
5. Bu alanda enstitüsel desteğin sağlanması yararlı olacaktır.
Altı yıl içinde UFO olaylarında ölenler rastlantımı?










Altı yıl içinde Yıldız Savaşları ve UFO araştırmalarını içeren elektronik savaş dallarında çalışıp ölen bilim adamları.
o Prof. Keith Bowden- Otomobil kazası
o Jack Wolfenden-Planör kazası
o Ernest Brockway-İntihar
o Stephen Drinkwater-İntihar
o Yarbay Anthony Godley-Kayıp
o George Franks-İntihar
o Stephen Oke-İntihar
o Jonathan Wash-İntihar
o Dr. John Brittan-İntihar
o Arshad Sharif-İntihar
o Vimal Dajibhai-İntihar
o Avtar Singh Gida-Kayıp
o Peter Peapell-İntihar
o David Sands-İntihar
o Mark Wisner-İntihar
o Stuart Gooding-Cinayet
o David Greenhalgh-Kaza
o Shani Warren-İntihar
o Michael Baker-Kaza
o Trevor Knight-İntihar
o Alistair Beckham-İntihar
o Tümgeneral Peter Ferry-İntihar
o Victor Moore-İntihar  
UFO´lar ve bilimsel korku
50 yıldan beri dünyanın birçok yerinde birbirlerine benzer UFO raporları yayınlanmaktadır. Bu raporların veya gözlemlerin içersinde çoğunlukta sahtekarlıklar, halüsinasyonlar, gezegenler, yıldızlar, meteorlar, bulutsu oluşumlar, ışık topları, gizli tutulan yeni uçak deneyleri ya da dünyadışı canlılara ait uzay araçları yer alırlar. Dünyada böylesine zengin ve çeşitli bir kaynak yoktur ve de çok az konu böylesine yoğun toplumsal bir ilgi görmektedir, buna karşın bilimsel çevrelerin ilgisi tam aksine, yok denecek kadar azdır. Bilimsel desteğin yoksunluğu sonuçta gerekli araştırma fonlarının bu konuya yönlendirilmesini engellerken aynı düzlemde de elde edilen bazı ciddi ipuçları ve veriler değerlendirilmemekte ve yitirilmektedir. UFO´ların bir inanç olduğu yaklaşımı ilk kez 1969´da Condon Raporu´nda belirtilmiş ve bundan sonra da bilimsel temas yok denecek kadar azalmıştır. Bilim çevrelerine yerleşen soğukluğun ve konudan kaçınmanın içinde, saygınlık yitirme endişesi de vardır. Aslında nedenler veya bilimin gerekçeleri göreceli bir önem çizgisinde ve alacakaranlıktadır yani belirgin değildir fakat etki güçlüdür ve bilimin UFO´lara olan ilgisi her geçen gün daha çok azalmakta ve konu gittikçe yükselen bir çizgide UFO tarikatlarının veya mezheplerinin ya da fanatiklerinin eline geçmektedir.
 
Bilime göre UFO olaylarındaki eksiklikler
Bilimin genel algısı ve tavrı içersinde, eğer UFO gözlemleri bilimsel bir problemse daha çok psikolojinin ve bilimsel fizik-algının araştırılması yaklaşımı dikkat çeker. Gerçekten de bazı gözlem raporları çok basit söylentileri kapsarlar, bir insan gökte birşey görmüş veya gördüğünü sanmıştır. Bazen raporlarda birden fazla tanık vardır veya bazen olayın birden fazla tanığı farklı yerlerdedirler. Bu basitlik düzeyinde olsa bile sonuçta yine de ortada bir fiziksel olay vardır ama bilimciler UFO olaylarına fiziksel yaklaşımlarda bulunmak istemezler. Amaç ne olursa olsun sanki fiziksel kanıtlardan kaçınılmaktadır. Böylece peşinen "hayır" denmekte veya çözüm için bilimsel katkının yolu kapatılmaktadır. Oysa, bilimin katkısı UFO sorununu çözebilir. Belirtilen bilimsel politika belki de panele katılan bilim adamlarını da etkilemiş, topu topu birkaç gün süren tartışmalarda daha çok kategorize edilmiş kısıtlı olaylara ancak hazırlayıcı bir çizgide yönelinmiş, konunun kompleksliği ve de uzun tartışmalara gerek olduğu göz önüne alınmıştır. Doğal olarak böyle bir panelden çözümsel sonuçlar beklenmişti ama elli yıllık bir gizem birkaç günde çözümlenemezdi. Bilimsel gelişmeler çizgisinde, cevaplandırılamayan olaylarda ortak bir görüşe varılmış olsa da, bilimciler yeterince bilgilendirilmemişler, araştırmalar yeterince yapılmamış ve bilimsel çevrelerde değerlendirilmemişti. UFO sorunu henüz bu iki basamakta sıkışıp kalmıştır. 

UFO´lar hakkında bilimin göremedikleri

SETI (Dünyadışı Yaşamı Araştırma Projesi) ve UFO fenomeni farklı yaklaşımlar gerektirirler. Bilim SETI projesini izleyebilir ve bu şekilde de birbirine benzer koşullar içersinde kısıtlı kalabilir, ilgili teknolojik alanlar ise iyi tanımlanmalı, önceden belirlenmiş stratejilerle araştırma alanı ve türleri genişletilmelidir. SETI için çok daha hassas ve gelişmiş alıcıların kullanılması bir başka gerektir. Öte yandan UFO fenomenini araştırmak bütünleşmiş ama karmaşık bir disiplin gerektirir, olayların ne zaman ve nerede olacağının önceden tahmin edilememesi gerçeğine öncelik verilmelidir. Temelde insanlığın bu konuya hazır olmadığına dikkat edilerek, analizler çok geniş tutulmalı, psikoloji, astronomi, imaj oluşumları, fizik, kimya ve fiziksel algı gibi çok farklı alanlarda çalışmalar gerekmektedir. Ama tüm bu çalışmalar için öncelikle açık bir bilinçle, geniş görüşlülükle ön yargısız yapılmalıdır. Her ne kadar UFO fenomeni ve SETI projesi topluma kapalı tutuluyor deniyorsa da, bilimin geçmişte yaptığı gibi kesin ve ciddi tavrı bu engeli aşabilir. Soruların yapısı farklı ve değişik amaçlara yöneliktir. SETI projesi basit bir evet/hayır üzerine kuruludur yani dünyadışı bir ilişki veya oluşumun varlığı üzerinedir. UFO fenomeni ise çok daha geniş bir dünya görüşünün elzem olduğu bir araştırma alanıdır. Kısacası dünyadışı yaşamın varlığı ve ilişki SETI ile yetinilerek kısıtlanamaz çünkü olay çok daha büyük ve çok daha önemlidir. Zira SETI milyarlarca ışık yılı ötelerden bir cevap ararken, burnumuzun dibinde dünyadışı canlılar cirit atıyorsa milyarlarca dolar, ön yargılar kompleksler yüzünden boşa gitmektedir...

Paylaş

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites